Ahmet Hamdi Tanpınar Hayatı ve Eserleri

0

Ahmet Hamdi Tanpınar kimdir, ne yapmıştır, neden ünlüdür? Ahmet Hamdi Tanpınar hayat hikayesi, eserleri ve edebi kariyeri hakkında bilgi.

Ahmet Hamdi Tanpınar

Ahmet Hamdi Tanpınar; Türk yazarıdır (İstanbul, 1901-İstanbul, 1962)

Babasının kadı olması nedeniyle çocukluğu Ergani Madeni, Sinop, Kerkük, Musul, Siirt, Antalya gibi yerlerde geçen, ilk ve ortaöğrenimini buralardaki okullarda yapan Ahmet Hamdi Tanpınar, Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi (1923). Fakültede öğretim üyesi olan Yahya Kemal Beyatlı’dan etkilendi, Türk ve Batı edebiyatlarını yakından tanıyarak, kendisi de şiir yazmaya ve yayımlamaya başladı (Dergâh, 1921),

Erzurum, Konya, Ankara Kız ve Erkek Liseleri, Gazi Eğitim Enstitüsü, İstanbul Kadıköy Lisesi, Bağlarbaşı Amerikan Koleji gibi okullarda edebiyat öğretmenliği yaptı. Ahmet Haşim’in ölümü üzerine Güzel Sanatlar Akademisi’ne mitoloji ve estetik öğretmeni olarak atandı (1933). Hasan Ali Yücel tarafından Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı profesörlüğüne getirildi (1939). Bu görevi sırasında, yeni kurulan bu kürsünün gelişmesine yardımcı oldu. Ancak, 1942 ara seçimleriyle Maraş milletvekili seçilince, bu görevinden uzaklaştı. 1948’de estetik öğretmenliğine geri döndü, 1949’da da Edebiyat Fakültesi’ndeki görevine yeniden atandı. Şiirin yanı sıra roman, öykü ve incelemeleriyle de tanınan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, ancak birinci cildi yayımlanabilmiş olan XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi (1949) adlı inceleme kitabı, Tanzimat dönemi Türk edebiyatı konusunda yapılmış en kapsamlı ve özgün incelemedir.

ŞİİRLERİNİN ÖZELLİKLERİ

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın 1921-1923 yılları arasında Dergâh dergisinde yayımlanan ilk şiirlerinde Ahmet Haşim etkisi vardır; bu şiirlerde düşsel konuları duygusal bir üslupla işleyerek sanat (şiir) aracılığıyla sonsuzluk duygusunu yakalamaya çalıştı; daha sonra geliştireceği şiirde yetkinlik arama düşüncesi, Paul Valery’nin etkisiyle, bu şiirlerde de görülür.

Kitabına (Şiirler, 1961) almadığı ilk ürünlerden sonraki şiirlerinde Ahmet Hamdi Tanpınar, metafizik evrene inanmayan ve dünyayla özdeşleşmeye çalışan bir ozan kimliğindedir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şiir duygusu, kendisine özgü bir gizem taşır; bu gizemi sağlayan etmen, ilk şiirlerinde de gözlemlenen “sonsuzluğa ulaşma duygusu”dur. Kimi şiirlerinde doğrudan doğayı betimlerken, kimi şiirlerinde de doğadan aldığı öğeleri imge olarak kullanıp, kendi “ben”i ve bilinçaltıyla kaynaştırdı. Ancak bilinçaltı, simgecilerde ve simgecilikten türemiş öteki şiir akımlarında olduğu gibi, dış dünyayı bozmaya yönelik değildir, tersine, çizgileri belirsiz bir kadın imgesiyle birlikte, doğanın bütün öğelerini birleştirmeyi amaçlar. Birbiriyle ilgisi olmayan imgelerin, kimi zaman simgeye dönüşerek, kimi zaman da doğrudan dış dünyayı betimleyerek, bütünüyle “ben”in çevresinde dönenen yaşantıları estetik bir şiir söylemiyle biçimlendirmesi, onu üslupçu bir ozan durumuna getirdi, bu söylemi zengin çağrışımlarla destekledi. Ahmet Hamdi Tanpınar, şiirlerindeki dış dünyayı, bilinen anlamda gerçekçilikten farklı biçimde betimledi; bu şiirlerdeki doğa da, bilinen anlamda “pastoral” değildir. Yaşamın aşk, doğa, ölüm, sonsuzluk duygusu gibi kaçınılmaz olgularını, aşırı coşkular ya da dramlarla değil, bilinçli bir duyarlıkla yumuşatarak verdi. Bunun nedeni, doğayı, duyularıyla, en çok da görsel olarak algıladıktan sonra, kimi şiirlerinde geçmişteki yaşantılarının, kimi şiirlerinde de kültürünün süzgecinden geçirerek şiirleştirmesidir. Onun şiirinde müzik de, yaşamın estetik düzeyde saptanmasını ve değişik çağrışımları sağlayan en önemli öğe oldu. Aşk konusuysa, aşkınlaşarak sonsuzluğa varmasını sağlayan başat duygudur. Aşk duygusunun nesnesi olan kadın imgesi, kadının, şiir sanatının bir parçası olduğu izlenimini verir.

Ahmet Hamdi Tanpınar, sonsuzluk ve aşk konusunun yanı sıra, şiirinde zaman kavramını da ana motiflerden biri olarak kullandı; zaman kavramı, hem bireysel yaşamın, hem de tarih bilincinin birbiriyle kesiştiği ve birbirini bütünlediği motiftir. Sözgelimi, “Bursa’da Zaman” şiirinde, kentin “geçmiş”ini ve “şimdi”sini iç içe geçmiş olarak verirken, kendi bilinciyle tarih boyutunun bireşimini görsel ve işitsel imgelerle olduğu kadar, zamanı somutlaştıran imgelerle de sağlar. Beş Hececilerin yaygınlaştırdığı hece ölçüsünü, kişisel bir şiir estetiği kurmada başarıyla uygulayan Ahmet Hamdi Tanpınar, özgün bir şiir sesi geliştirdi; ancak bu sesi hecenin sağladığı olanaklardan çok, kendisine özgü aliterasyonlar, ulantı dizelerin kullanımı, şiir tümcesinin düzenlenişi gibi biçimsel öğelerle sağladı. Özgür koşuğu denediği şiirlerinde de, oluşturduğu bu şiir anlayışından sapmadı. Dil müziğine, çağdaşı ozanlardan daha çok yer vererek, şiirini sessel bir yapıyla oluşturdu. Onun şiirlerindeki uygulamadan anlaşıldığına’ göre, şiirin şiir olarak var oluşundan başka bir amacı yoktur; bu şiir, “şiir sözcüklerle yazılır” görüşüyle kurulmuştur ama, Ahmet Hamdi Tanpınar gene de açık, aydınlık bir söylem ve üslup yaratmıştır.

TANPINAR’IN ÖYKÜ VE ROMANLARI

Roman ve öykü alanında da başarılı yapıtlar veren Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ilk öyküsü “Geçmiş Zaman Elbiseleri”dir [Ağaç dergisinde yarım kalan tefrikası, Oluş’ta tamamlandı, 1936). Onun öykülerinde, şiirlerindeki aydınlığı ve sonsuzluk duygusunu bulmak güçtür. Çocukluk anılarından ve gözlemlerinden çıkardığı öykü kahramanları, saplantılar içinde yaşamlarına anlam vermeye çalışan insanlardır. Ahmet Hamdi Tanpınar bu insanların dünyalarını kurarken, hayalgücünü gerçekliğin önüne geçirerek, ruh çözümlemelerinden çok imgeler yardımıyla iç gerçekliği öne çıkararak biçimci bir anlatım oluşturdu. Ülkü dergisindeki tefrikası yarıda kalan (1944) Mahur Beste sayılmazsa, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın kitap olarak yayımlanan ilk romanı Huzur ‘dur (1949). Ahmet Hamdi Tanpınar, romanlarında da zaman ve tarih duygusunu gözden kaçırmadan, kahramanlarının iç çatışmalarını ustaca verdi; tarih ve kültür birikimini özlerinde duyan bu kahramanların trajik serüvenlerini anlatırken, çağrışımlar ve göndermeler yoluyla toplumsal olgulara da değindi.

Alışılmışın dışında öykü ve roman kurguları uygulayan Ahmet Hamdi Tanpınar, düzyazı alanında uzun tümceli, sanatlı bir üslup yarattı.

YAPITLARI

Şiir: Şiirler (1961); Bütün Şiirleri (Şiirler kitabına girmeyen şiirleri de içeren yeni basım, 1976)

Öykü: Abdullah Efendi’nin Rüyaları (1943); Yaz Yağmuru (1955); Hikâyeler (1983).

Roman: Huzur (1949); Saatleri Ayarlama Enstitüsü (1962); Sahnenin Dışındakiler (1973); Mahur Beste (1975).

Deneme: Beş Şehir (1946).

İnceleme: Tevfik Fikret (1937); XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi (1949); Yahya Kemal (1962); Edebiyat Üzerine Makaleler (derleyen: Zeynep Kerman, 1969); Yaşadığım Gibi (çeşitli yayın organlarında çıkmış deneme ve incelemeleri; derleyen: Birol Emil, 1970).

Mektup: Mektuplar (derleyen: Zeynep Kerman, 1974).

Antoloji: Namık Kemal Antolojisi (1942)



Yorum Yazmak İster misiniz?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.