Basketbol İle İlgili Bilgi

0

Basketbol nedir, nasıl bir spordur? Basketbol sporunun özellikleri, kuralları, oyun alanının ölçüleri, tarihçesi ile ilgili bilgi.

Basketbol

Basketbol; dikdörtgen biçimindeki (genellikle kapalı) bir alanda beşer oyuncudan oluşan iki takım arasında, şişirilmiş bir topla oynanan oyundur. Takımlar sayı kazanmak için topu, elle oynayarak, yerden yüksekte yatay olarak yerleştirilmiş bir çemberle çevresindeki fileden oluşan karşı taraf basket’inden (sepet) geçirmeye çalışırlar.

Basketbolü 1891’de, ABD’nin Massachusetts eyaletinde Springfield Genç Erkekler Hıristiyan Birliği (YMCA) Eğitim Okulu’nda beden eğitimi öğretmeni olan James Naismith yarattı. Naismith’in kale olarak şeftali sepetleri kullanmasından dolayı oyuna basketball (sepet topu) dendi. İlk yıllarda oyuncu sayısı, sınıfların ve jimnastikhanelerin büyüklüğüne göre değişiyordu. Oyun kısa zamanda tutuldu; beşer kişilik takımlar arasında okullar arası ilk basketbol karşılaşması da 1896’da Iowa kentinde oynandı. Takımların beş kişiden oluşturulması 1897’de kural haline geldi. Oyun birkaç yıl içinde Kanada, Fransa, İngiltere, Avustralya, Çin ve Hindistan’a yayıldı. YMCA’nın, jimnastikhanenin yalnızca 10-18 kişi tarafından kullanılabilmesi yüzünden oyunu bir süre yasaklaması, basketbol meraklılarının özel oyun alanları kiralamalarına, böylece de profesyonel basketbolün ilk adımlarının atılmasına yol açtı. Önceleri futbol topuyla oynanan oyun, sonraları daha büyük çapta, gene parçalı ve dikişli bir topla oynanmaya başladı. 1948-49’da tek parçalı, çevresi ve ağırlığı belirlenmiş ilk resmi basketbol topu ortaya çıktı. Sepet ve daha sonraları altı kapalı fileler yerine altı açık ağ kullanılması 1912-13’te, çemberin gerisine topun arkaya düşmesini önleyecek bir engel (pota) yerleştirilmesi 1895’te, cam potaların kullanılması ise 1908-10 da gerçekleşti.

Basketbol bütün dünyada tutulup yayılırken, kurallarının gelişmesinde, az çok farklılıklar gösteren dört temel çizgi rol oynadı: Amerikan okul ve üniversite ligleri, kadın takımları, uluslararası basketbol karşılaşmaları ve profesyonel basketbol. 1930’larda, oyunu hızlandırmak amacıyla bazı kurallar değiştirildi. Takımlara 10 saniye içinde topu orta alandan çıkarma zorunluluğu getirildi. Uzun boyun bir avantaj olmasını bir ölçüde engellemek için, hücum eden oyuncuların karşı takımın faul alanı (potanın hemen altındaki alan, üç saniye koridoru) içinde üç saniyeden fazla kalamaması kuralı kondu. Her basketten sonra oyuna sıçrama atışıyla başlanması kaldırılarak, sayı kaybeden takımın topu oyuna pota altından sokması kuralı getirildi. Tek elle şut atmanın kabul edilmesi de daha çok sayı yapılmasına olanak verdi. 1944-45’te potaya atışta topu çember hizasından yukarıda engellemek kural dışı sayıldı.

Basketbol oyununu iki orta hakemi, bir sayı hakemi, bir üç saniye hakemi, bir de saat hakemi (ABD’de iki sayı, iki saat hakemi) yönetir. Oyun 20’şer dakikalık iki devre olarak oynanır. Dikdörtgen biçimindeki oyun alanı bir orta çizgiyle ikiye ayrılmıştır. Her iki uçtaki potalara takılı emberlerin yerden yüksekliği 3,05 m’dir. Potalar kenardan alanın içine 1,20 m girerler. Topun çevresi 75-78 cm, ağırlığı 600-650 gr kadardır.

Basketbolün vatanı sayılan Amerika’da 15 X 28 m olan alan ölçüleri, uluslararası ölçülerden (14 m x 26 m) biraz daha geniştir. Üç saniye alanı da biçim olarak farklıdır. Her devrenin başında (lise takımlarında 8 dakikalık iki devre, üniversite takımlarında 20 dakikalık iki devre vardır) ya da topu iki rakip oyuncu birden tutarlarsa, bu ikisi arasında hava atışı yapılır. Profesyonel karşılaşmalarda, 12’şer dakikalık dört devrenin yalnızca ilki hava atışıyla başlatılır.

Beraberlik durumunda oyun, beşer dakikalık iki devre uzatılır. Her takım, beşi oyunda olmak üzere 10 oyuncuyla (uluslararası karşılaşmalarda 12) sahaya çıkarlar. Takımların 5’er oyuncusundan herhangi biri (ya da birkaçı) hakemin oyunu durdurduğu herhangi bir anda değiştirilebilir. Her takımın teknik yöneticisi olan koç (coach) her devrede iki kez mola (time out) alarak oyuncularına oyunun gidişine göre taktikler verebilir.

Hakemin yaptığı hava atışıyla başlayan oyunda, topu ele geçiren oyuncu, her adımda topu tek eliyle yere vurarak sürmek (dribbling) zorundadır. Topu iki eliyle tuttuğu zaman ya pas vermesi ya da atış yapması gerekir. Atışlar genellikle, çeşitli uzaklıktan atılan şutlar ve topu sürerek potaya yaklaştıktan sonra son iki adımda sıçrayıp sepetin içine bırakmak (turnike) biçiminde iki türlü olur. Üç sayı çizgisi adı verilen yarım dairenin dışından yapılan atışla çembere sokulan top üç sayı, içinden yapılan atışlar iki sayı, serbest atışların her biri ise bir sayı kazandırır. Savunma yapan oyuncu, atış yapanı gövde teması olmaksızın engellemeye çalışır. Gövde teması ya da kasten çarpma olduğu zaman bunu yapan oyuncuya faul cezası verilir. Beş faul yapan (ABD profesyonel liginde altı) oyuncu oyun dışı kalır. Eğer faul potaya atış sırasında yapılırsa, iki sayı için üç serbest atış hakkı verilir. Serbest atışlar, üç saniye koridorunun ucundaki faul çizgisinde durularak yapılır.

Oyunda topa ayakla dokunma, yanlış yürüme (topu yere vurmadan birden fazla adım atma), topu kazandıktan sonra 10 saniye içinde kendi sahasından çıkmama, 30 saniye içinde karşı takımın potasına atamama (ABD üniversite liglerinde 30 saniye kuralı uygulanmaz), karşı takım yarıalanına geçtikten sonra topu sürerek kendi yarıalanına dönme ya da kendi yarıalanındaki bir oyuncuya pas verme (geri pas) gibi “kural çiğneme”lerde ceza olarak top bir takımdan alınarak öbür takıma verilir. Topu alan karşı takım, hatanın yapıldığı yere en yakın yerden, kenar çizgisinden topu oyuna sokar. Bir takım topu dışarı attığında ya da sayı yaptığında top karşı takıma geçer; top dışarı çıkmışsa çıktığı yerden, sayı olmuşsa potanın altından oyuna sokulur.

Büyük kentlerdeki geniş spor salonlarında yapılan yüksekokullar arası karşılaşmalar, basketbolün seyirlik bir spor olarak yaygınlaşmasına büyük ölçüde katkıda bulunmuştur. Uluslararası karşılaşmaları yönetmek amacıyla 1932’de Uluslararası Amatör Basketbol Federasyonu (FIBA) kurulmuştur. 1936 Berlin Olimpiyat Oyunları’na da alınan basketbol, dünya çapında tanınmış ve özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında bütün dünyaya yayılmıştır. Bu arada oyun teknikleri ve taktikler hızla gelişmiştir. 1951’de başlayan Dünya Basketbol Şampiyonası (Olimpiyat oyunlarıyla iki yıl aralıkla olmak üzere) dört yılda bir yapılır. 1935’te başlayan Avrupa Basketbol Şampiyonası ise iki yılda bir düzenlenir.

Türkiye’de basketbol ilk kez 1904’te Ro-bert Kolej’de oynandı. Mekteb-i Sultani’nin (Galatasaray Lisesi) ilk beden eğitimi öğretmenlerinden Ahmet Robenson 1911’de onar kişilik takımlarla bir denemede bulundu, ama kuralların tam uygulanamaması nedeniyle bu girişim sonuçsuz kaldı. Bu konuda ciddi anlamda etkinlikler 1920’de başladı. Bu tarihte İstanbul’da kurulan YMCA’nın müdürü Dr. Deaver ve ilk Türk spor adamı Selim Sırrı Tarcan’ın birlikte çalışmalarıyla Türkiye’de basketbol sporu gelişmeye başladı.

Türkiye’de ilk basketbol maçı 4 Nisan 1921’de Ahmet Robenson, Hilmi Bey, Mişel Efendi, Ziya Bey ve Armenek Efendi’ den kurulu Türk takımıyla YMCA takımı arasında Darülmuallimin-i Âliye’nin bahçesinde yapıldı. Bu karşılaşmadan sonra Nişantaşı, Galatasaray ve Fenerbahçe kulüplerinin öncülüğünde basketbol sporu gelişip yayıldı. İlk basketbol ligi (İstanbul) 1927’de kuruldu. Kurtuluş, Beyoğlu, Barkhaba, Maccabi, Protkeba, İtalyan Kartal, Fenerbahçe, Nişantaşı ve Galatasaray takımlarının katıldığı bu ligde Galatasaray şampiyon oldu.

Uluslararası alanda ilk maç, sporcuların kendi olanaklarıyla gerçekleşti. Milli takım oyuncuları, masrafları üstlenerek getirttikleri Yunanistan milli takımıyla 24 Haziran 1936’da Beyoğlu Halkevi spor salonunda karşılaştılar ve 49-12 galip geldiler. Naili Moran, Feridun Koray, Jak Habib, Hazdayı Penso, Sadri Usuoğlu, Nihat Ertuğ, Hayri Arsebük ve Dianos Sakalak’ tan kurulu milli takım, aynı yıl düzenlenen Berlin Olimpiyatları’na katıldı. 1940’larda bir duraklama içerisine giren basketbol, bölgesel düzeyde sürdürülen basketbol liginin 1946’da Türkiye genelinde yapılmaya başlamasıyla hareketlendi. 1950’de İstanbul’da düzenlenen ilk uluslararası turnuva, basketbolü Türkiye’de sevilen ikinci spor durumuna getirdi. Aynca 1959’da İstanbul’ da yapılan Avrupa Basketbol Şampiyonası basketbolün gelişmesinde büyük etken oldu. Aynı yıl Türkiye Basketbol Federasyonu kuruldu.

1960’larda gelişme gösteren Türk milli basketbol takımı Tahran’da yapılan RCD Kupası maçlarında şampiyon (1967), Tunus’ta yapılan Akdeniz Oyunları’nda (1967) ve İzmir’deki Balkan Şampiyonası’nda (1968) ikinci, İstanbul’daki Balkan Şampiyonası’nda (1983) birinci oldu. Bu yıllarda gençlerde ve bayanlarda yapılan eğitim, Türk basketbolünün temelini oluşturdu. İlk deplasmanlı basketbol ligi bu dönemde kuruldu (1966). 1970’lerde bazı özel kuruluşların basketbola ilgi göstermesi, Türk basketboluna ayrı bir hareketlilik getirdi.

Günümüzde deplasmanlı basketbol ligi karşılaşmaları sonucunda ilk 8 sırayı alan takımlar final grubunu (play-off) oluşturur. Final grubu sonunda ilk dört sırayı alan ekipler ise Avrupa şampiyonalarında (birinci takım Şampiyon Kulüpler Kupası, iki, üç ve dördüncü takımlar Koraç Kupası) Türkiye’yi temsil ederler.



Yorum Yazmak İster misiniz?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.