Norveç Tarihi İle İlgili Bilgiler

0

Kuzey Avrupa ülkelerinin en gelişmişlerinden birisi durumundaki Norveç tarihi ile ilgili olarak genel bilgilerin yer aldığı sayfamız.

İlk yerleşmeler ve Viking çağı. Dev buz katmanlarının İÖ 11000-8000 arasında çözülmeye başladığı bugünkü Norveç topraklarında insan varlığının en eski izleri, kıyılarda ortaya çıkarılan ve İÖ 7000-6000 arasındaki döneme tarihlenen ilkel taş aletlerdir. İÖ 5000’lerden kalma yerleşim alan-lannda ele geçirilen buluntular, bu aletleri kullanan avcı ve balıkçı topluluklar hakkında daha geniş bilgi verir. Norveç toprakla-nnda tarım ve hayvancılığın başlaması, çiftçilikle uğraşan yeni göçmen toplulukların doğu bölgesine yerleştiği İÖ 3000-2500 arasındaki döneme rastlar. Arkeolojik kalıntılar Tunç Çağına İÖ 1500’lerde, Demir Çağma ise İÖ 500’lerde geçildiğini gösterir.

Norveç’in Roma yönetimindeki Galya ile ilişkiye girdiği 1-4. yüzyıllar arasında yerleşik yaşam biçimi yaygınlaşırken, güneydeki halkların etkisiyle runik yazı da kullanılmaya başladı. Batı Roma’nın çöküş dönemine rastlayan 400-600 arasından kalma, kabile şefi mezarlarındaki görkemli süahlar ve altından yapılma eşyalar Norveç’teki gelişmeyi yansıtır. Sonraki dönemde ise kabilelere dayalı küçük devletlerin ortaya çıkışı gözlenir. 5. yüzyıla gelindiğinde bu küçük aristokratik devletler lagting denen meclislerin temsil ettiği konfederasyonlar altında birleşmiş bulunuyordu.
Norveç Bayrağı ve Haritası
Lindesnes Burnu ile Göta Irmağ. ağzı arasında uzanan Vik adlı körfezin çevresinde yaşayan Vikinglerin, ileri askeri örgüt-lenmeleriyle üstün gemi ve silahlarına dayanarak uzak ülkelere karşı giriştikleri yağma seferleri 800 dolaylannda başladı. Yaklaşık 1050’ye değin süren ve Viking çağı olarak bilinen bu dönemde Norveç kökenli Vi-kingler daha çok batıya yönelerek Britanya Adaları, Grönland ve Vinland’da (New-foundland kıyıları) çeşitli yerleşmeler kurdular.

Oslo Fiyordu çevresindeki Viking şeflerinden I.Harald 9. yüzyılın ikinci yansında batı kıyılannı ele geçirdikten sonra kendini bütün Norveç’in kralı ilan etti. Yerine geçen oğlu I.Erik 935’te, İngiltere’de yetişmiş olan kardeşi I.Hâkon tarafından devrildi. Hâkon’la birlikte Norveç’te Hıristiyanlık yayılmaya başlarken, Viking şeflerinin İngiltere ve Danimarka’da kurdukları krallıklarla ilişkiler de gelişti. Harald’ın soyundan gelen Il.Olav 1015’te bütün Norveç’i yönetimi altında birleştirdiyse de Hıristiyanlığı zorla benimsetmeye ve krallık otoritesini güçlendirmeye çalışınca kabile şefleriyle çatışmaya girdi. Dan ordulannın da katıldığı Stiklestad Çarpışması’ndan (1030) sonra Norveç’in yönetimi İngiltere ve Danimarka’da hüküm süren Canute’un (I.Knud) eline geçti. Canute’un ölümü (1035) üzerine Olav’ın oğlu I. Magnus Norveç kralı seçildi. Magnus’un yerine geçen (1047) amcası

III. Harald İngiltere’yi istila girişiminde (1066) bozguna uğrayarak yaşamını yitirdi. Harald’dan sonra hüküm süren oğulları II. Magnus Haraldsson (hd 1066-69) ve III. Olav Haraldsson (hd 1066-93) piskoposluklara arazi vermenin yanı sıra ilk kentlerin inşasına destek oldular.

12.,13. ve 14. yüzyıllar. III. Olav Harald-sson’un oğlu III.Magnus (hd 1093-1103) Orkney ve Hebrid adaları üzerinde Norveç egemenliğini sağladı. Onun oğullan IV. Olav Magnusson (hd 1103-15), I. 0ystein Magnusson (hd 1103-22) ve I.Sigurd Magnusson (hd 1103-30) ülkeyi birlikte yönettiler. Daha sonra ortaya çıkan taht kavgaları kilisenin de etkin rol oynadığı bir iç savaş ortamına yol açtı. Kilisenin ağır bastığı bir dönemin ardından başa geçen Sverre Sigurd-sson (hd 1184-1202) piskoposlann gücünü kırarak kendine bağlı güçlü bir aristokrasi oluşturduysa da muhalif odakların üstesinden gelemedi.

İç savaşa son veren IV.Hâkon (hd 1217-63), kilise-devlet ilişkilerini ve veraset çizgisini düzenleyerek krallık yönetimini güçlendirdi ve Norveç tarihinde “altın çağ” olarak bilinen dönemi başlattı. Grönland ve İzlanda’yı Norveç tahtına bağlamanın yanı sıra komşu ülkelerle ticari bağları geliştirdi. Oğlu ve ardılı VI.Magnus (hd 1263-80) çıkardığı yasalarla sistemli bir hukuk düzeni kurdu ve yeni düzenlemelerle krallığın otoritesini artırdı. Yerine geçen II.Erik’in döneminde (1280-99) soylular ve din adamları ayrıcalıklar elde ederek önemli bir nüfuz kazandı. Onun kardeşi V. Hâkon (hd 1299-1319) krallık otoritesini yemden sağlamada pek başarılı olamadığı gibi Hansa Birliği’nin Norveç ticaretini ele geçirmesine neden oldu.

Hâkon’dan sonra İsveç prensi Erik’in oğlu ve Hâkon’un damadı VII. Magnus Eriks-son’un (hd 1319-55; II. Magnus Eriksson adıyla İsveç kralı [hd 1319-63]) başa geçmesiyle İsveç ve Norveç arasında taht birliği kuruldu. Ama soyluların baskısı altında kalan Magnus büyük oğlu Erik’i İsveç, küçük oğlu Hâkon’u da Norveç tahtının vârisi ilan etti. Norveç’i baştan başa kasıp kavuran Büyük Veba Salgını (1348-50) çok sayıda soylunun ve din adamının ölümüne yol açarak krallığın gücünü önemli ölçüde sarstı. Erginlik çağına geldiğinde Norveç tahtına geçen VI.Hâkon (hd 1355-80) İsveç soylularının ayaklanmalarına karşı babasının yanında yer aldı ve 1362’de onunla birlikte İsveç kralı ilan edildi. Ama ertesi yıl İsveç’ten çekilmek zorunda kaldı. Hansa Birliği’yle ortaya çıkan çatışmada Danimarka kralı

IV.Valdemar’la işbirliği yaparak kızı Mar-grethe ile evlendi. Küçük yaşta her iki tahta geçen oğlu V.Olav’ın ölümünden (1387) sonra Norveç ve Danimarka’nın yönetimini naip olarak I.Margrethe üstlendi.

Kalmar Birliği. Soyluların desteğiyle İsveç tahtının da naibi olan Margrethe, kız kardeşinin torunu Pomeranyalı Erik’in 1389’da Norveç, 1396’da da Danimarka ve İsveç kralı olarak tanınmasını sağladı. Ertesi yıl Kalmar’daki taç giyme töreninde varılan anlaşmayla üç ülkenin ortak bir dış politika izlemesi, buna karşılık devlet konseyleri aracılığıyla içişlerinde bağımsız hareket etmesi kararlaştırıldı. Ama önemli devlet görevlerinin genellikle Danimarkalı ve Alman soylulara verildiği Norveç’te devlet konseyi etkili bir konum kazanamadı. Mar-grethe’nin ölümünden (1412) sonra Erik’in kötü yönetimine karşı bir dizi köylü ayaklanması patlak verdi. Kalmar Birliği’nin geçici olarak dağıldığı 1448’de önce İsveç’e katılmaya karar veren Norveç, 1450’de Danimarka tahtının başındaki I.Christian’ı kral olarak tanımak zorunda kaldı. Christi-an 1468’de Orkney ve Shetland adalarını Iskoçya’ya verdi. Siyasal ve ekonomik bakımdan güçsüz bir aristokrasinin varlığı, Norveç’in Kopenhag’a bağımlılığını giderek artırdı.

16., 17. ve 18. yüzyıllar. İsveç’in 1523’te bağımsızlığını elde etmesiyle Kalmar Birliği kesin olarak sona erdi. Aynı yolu izlemek isteyen piskoposların ağırlıkta olduğu Norveç konseyi, Danimarka’daki iç savaştan (1533-36) yararlanarak bir ayaklanma baş-lattıysa da isveç’ten beklediği yardımı alamadı ve yenilgiye uğradı. Ardından konseyin dağıtılmasıyla Norveç doğrudan Danimarka’ya bağlandı (1536). Ama Norveç’in eski kurumlarının çoğu ve hukuk düzeni olduğu gibi korundu. Norveç’in balık, kereste, demir cevheri ve bakır gibi doğal kaynaklarının daha geniş çapta işlenmeye başladığı 1550’lerde Norveç burjuvazisi yeni bir güç odağı durumuna geldi. İsveç’in Norveç’i ele geçirme planlarından çekinen Danimarka kralları, 1560’lardan sonra daha yumuşak politikalar benimseyerek kentlerin gelişmesine destek oldular. IV.Christian’ın damadı Hannibal Sehested’in Norveç valiliği yaptığı 1640’larda ayrı bir ordu ve mali yönetim kuruldu. Ama mali işler 1651’de yeniden Kopenhag’ın denetimi altına alındı. Norveç’in 1660’ta belirlenen bugünkü sınırları 1751’de imzalanan antlaşmayla İsveç tarafından da tanındı. 18. yüzyıla girildiğinde Norveç’in küçük toprak sahibi köylüleri Danimarka’daki kiracı köylülere göre çok daha elverişli bir konumdaydı. Özellikle ülkenin doğusunda kereste tüccarları ve çiftçiler oldukça varlıklıydı; buna karşılık geniş bir kırsal proletarya da ortaya çıkmıştı. Öteki bölgelerde toprak kıtlığı nedeniyle yoksulluk daha yaygındı. 18. yüzyıldaki bir başka önemli gelişme, ticari bağların yeniden geliştiği Grönland’ın giderek Kopenhag tüccarlarının denetimine girmesiydi. Napoleon Savaşları ve 19. yüzyıl. Danimarka’nın 18. yüzyıl sonlarında Avrupa’da baş gösteren çatışma karşısında izlediği tarafsızlık politika», İngiltere’nin 1807’deki deniz saldırısı üzerine Fransa ile ittifaka dönüştü. Ama Napoleon’un İngiltere’yi abluka altına almak için uyguladığı kıta sistemi Norveç’in balık ve kereste ihracatını durdurarak büyük bir ekonomik bunalıma yol açtı. Bu durum Norveç ile Danimarka arasındaki bağın zayıflamasında önemli rol oynadı. Napoleon’un Leipzig Çarpışması’n-daki (1813) yenilgisinin ardından İsveç’in tehdidi altına giren Danimarka, Kiel Antlaşmasıyla (14 Ocak 1814) denizaşırı topraklar dışında, Norveç üzerindeki bütün haklarını İsveç’e bıraktı. Bu düzenlemeye tepki olarak gelişen ayaklanma sonunda Eidsvoll’de toplanan kurucu meclis 17 Mayıs 1814’te bir anayasa ilan ederek Christian Frederik’i Norveç kralı seçti. Ama Norveç’in bağımsızlığı büyük devletlerden destek görmedi. İsveç birliklerinin Temmuz 1814’te ülkeye girmesinden sonra, Norveç bazı küçük değişikliklerle kabul edilen anayasa çerçevesinde İsveç tahtına bağlandı. Ortak bir kral ve dış politikayı öngören bu birlik, Norveç’in kendi parlamentosu (Storting) ve hükümeti aracılığıyla içişlerini yürütmesine olanak veriyordu.

Norveç 19. yüzyılda birçok bakımdan büyük değişiklikler geçirdi. 1801’de 880 bin dolayında olan nüfus 1900’de 2,3 milyona yaklaşırken, kentlerde oturanların oranı da üç kattan fazla bir artışla yüzde 28’e ulaştı. 1840-1914 arasında yaklaşık 750 bin Norveçli başta ABD olmak üzere yabancı ülkelere göç etti. Geleneksel kereste, demir ve cam ihracatının gerilemesine karşın, 1820’lerden sonra balıkçılık, 1850’lerden sonra da tarım hızla gelişti. Demiryollarının yapımıyla kırsal kesimler pazara a çildi. Aynı dönemde deniz taşımacılığı çarpıcı bir büyüme gösterdi. Yüzyılın sonuna gelindiğinde Norveç’in deniz ticaret filosu İngiltere ve ABD’den sonra dünyada üçüncü sırada yer alıyordu. Denizcilikten sağlanan gelir hızlı bir sanayileşmeye temel oluşturdu.

Norveç’in savaş döneminde içine girdiği mali bunalım 1842’deki para reformuyla büyük ölçüde giderildi. Öte yandan eski lonca sistemi ile kısıtlamaların kaldırılması ve gümrük tarifelerinin indirilmesiyle adım adım serbest ticarete geçildi. Bu süreçte soyluların ayrıcalıklarına da son verildi ve bürokrasi en önemli siyasal güç durumuna geldi. En büyük seçmen kitlesini oluşturan çiftçiler uzun bir dönem parlamentoya temsilci olarak bürokratları gönderdiler. Anayasa uyarınca tam bir yasama yetkisine sahip olan Storting, XIV. Kari’m (Jolıan) (hd 1818-44) mutlak veto hakkı için başvurduğu baskılara direnerek konumunu kararlılıkla korudu. İsveç’le tam siyasal birliğe karşı koyuşun bir başka biçimi de 1820’lerde 17 Mayıs’ın ulusal gün olarak kutlanmaya başlaması oldu. Kralın bu kutlamaları yasaklama çabaları 1830’larda bütünüyle kırıldı. Aynı dönemde Storting deki bürokrat egemenliği de sarsılmaya başladı. Çiftçilerin, orta sınıfın ve küçük bürokratların oluşturduğu sol milliyetçi koalisyon, ulusal kültür ve dil alanındaki taleplerin yanı sıra kralın yürütme yetkisini kısıtlama mücadelesine de girişti. II. Oscar’m (hd 1872-1905) yönetimi sırasında siyasal iktidar çatışması daha da belirginleşti. Storting”in 1884’te kralın atadığı hükümeti istifaya zorlamasıyla, yürütme gücü üzerinde de parlamento denetimi kuruldu. Sol milliyetçi koalisyonun oluşturduğu Venstre Partisi 1891 seçimlerini büyük çoğunlukla kazandıktan sonra, dış politikada da bağımsızlaşma yönünde bir adım olarak Norveç’in kendi konsoloslarım atamasını gündeme getirdi. Bu konuda yürütülen görüşmelerin 1898’de çıkmaza girmesiyle, İsveç’ter kopma sürecine girildi. Sonunda Storting 1 Haziran 1905’te tek yanlı bir kararla bitliğe son verdi. Karşılıklı kısmi seferberlik ilanından sonra Norveç’in görüşmeye oturmasıyla iki ülke barışçı bir çözüm çerçevesinde birbirinden ayrıldı. İzleyen halkoylamasın-da Norveç krah seçilen Danimarka prensi Kari, VII.Hâkon adıyla tahta çıktı. 20. yüzyıl. Norveç bağımsızlık sonrasında geniş su enerjisi potansiyelinin de değerlendirilmesiyle hızlı bir ekonomik büyüme gösterdi. Öte yandan iş yasası, sağlık sigortası, 10 saatlik işgünü (1915) ve 48 saatlik haftalık çalışma süresi (1919) gibi bir dizi toplumsal reform gerçekleştirildi. 1898’de erkeklere tanınmış olan genel oy hakkı 1913’te kadınları da kapsayacak biçimde genişletildi. Radikal işçi hareketinden doğmuş olan (1887) Norveç İşçi Partisi (DNA) sanayileşme ve reformların yarattığı elverişli koşullarda güçlenerek ciddi bir muhalefet partisi durumuna geldi. I. Dünya Savaşı’nda tarafsız kalmakla birlikte itilaf Devletleri’nin baskısı sonucunda Almanya’yla ticari bağlarını kesen Norveç, deniz savaşları nedeniyle ticaret gemilerinin yaklaşık yarısını yitirdi. Savaşın belirgin bir ekonomik atılım sağlamasına karşın, hızla artan fiyatlar işçilere ve küçük memurlara büyük güçlükler getirdi. Sol kanadının ağır basmasıyla 1919’da Komin-tern’e (Üçüncü Enternasyonal) katılan DNA, Moskova merkezli politikalara karşı çıktığı için 1923’te bu örgütten çekildi. Savaş sonrasındaki Muhafazakâr, liberal eğilimli Venstre ve Çiftçi (1958’den sonra Merkez) partilerinin kurduğu hükümetler genelde liberal ekonomik politikalar izlediler. Norveç’in dünya piyasasındaki genişlemeden pek pay alamaması nedeniyle hızla artan işsizlik, Büyük Bunalım’la birlikte 1933’te yüzde 33’e kadar yükseldi. Çiftçi (1931-33) ve Venstre (1933-35) hükümetlerinin kamu harcamalarını kısarak bunalımı atlatma politikaları geniş tepkilere yol açtı. 1935’te bazı ödünler karşılığında Çiftçi Par-tisi’nin desteğini alarak hükümet kuran DNA, vergileri yükselterek sosyal hizmetleri ve kamu yatırımlarını genişletme yoluna gitti. 1913-38 arasındaki ekonomik güçlüklere karşın, aynı dönemde sanayi üretimi yüzde 75 oranında artış gösterdi. II. Dünya Savaşı’nın başında da tarafsızlığını ilan eden Norveç Nisan 1940’ta Alman saldırısına uğramaktan kurtulamadı. Müttefik kuvvetlerden yeterli destek görmeyen Norveç ordusu haziran başlarında teslim olmak zorunda kaldı. Ardından kral ve hükümet Londra’ya kaçtı. Hükümetin denetimindeki Norveç ticaret filosu savaş boyunca Müttefiklere önemli katkılarda bulundu. Almanların Vidkun Quisling başkanlığındaki Nazi eğilimli küçük Ülusal Birlik Partisi’ne dayanarak oluşturduğu işgal yönetimine karşı pasif eylemler ve grevler biçiminde başlayan direniş hareketi, ağırlaşan baskılara karşın daha örgütlü bir nitelik kazanarak Almanlara önemli darbeler vurdu. Alman kuvvetleri 1944-45 kışında bir çatışmaya girmeden Norveç’ten çekildi. Kurtuluşu izleyen yargılamalar sonunda aralarında Quisling’in de yer aldığı 24 Nazi işbirlikçisi idam edilirken, 19 bin kişi de çeşitli cezalara çarptırıldı. Savaşın sonunda oluşturulan koalisyon hükümeti, 1945 sonbahanndaki seçimin ardından yerini Einar Gerhardsen’in başkanlığındaki DNA hükümetine bıraktı. DNA 1963’teki kısa bir ara dışında 1965’e değin iktidarda kaldı. Yeniden inşa çabalarını hızlandırmasıyla savaşın yaraları kısa sürede sarıldı. 1949’a gelindiğinde ticaret filosu savaş öncesindeki gücüne kavuşmuş, sanayi üretimi de 1930’lardaki düzeyin üzerine çıkmıştı. Tam istihdama geçilmesiyle yaşam düzeyi hızla yükseldi. Sosyal refah hizmetleri daha da yaygınlaştı. Bu arada VII. Hâkon’un ölümü (1957) üzerine yerine oğlu V.Olav geçti.



Yorum Yazmak İster misiniz?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.