Operet Hakkında Bilgi

0

Operet nedir, ne demektir? Operetin tarihçesi, operetin özellikleri nelerdir? Operet ve önemli operet bestecileri hakkında bilgi.

Operet

Operet; yapısı bakımından operaya benzeyen, ama baştan sona müzikli olmayıp müziksiz diyaloglara da yer veren, romantik bir olay örgüsü içinde hafif, eğlenceli, yer yer danslı sahneler içeren müzikli sahne oyunudur. Müziği de operaya göre daha hafif ve kolay algılanabilir niteliktedir.

Operet 16-18. yüzyıllar arasında İtalya’da yaygınlaşmış olan commedia dell’arte ile vodvil gibi Fransa’da halkın çok sevdiği tiyatro türlerinden doğdu. 19. yüzyılda terim çoğunlukla güldürü ya da yergi niteliği taşıyan müzikli sahne oyunları için kullanılıyordu. Bu oyunların en başarılı uygulayıcısı olan Jacques Offenbach Orphée aux enfers (1859; Orfeus Cehennemde) ve La Belle Hélène (1864; Güzel Helena) gibi operetlerinde Yunan mitolojisinden alınma konuların arkasında çağdaş Paris yaşamına yergili bir yorum getirdi. İngiltere’de de 1870’lerin sonlarında, Offenbach’ın yapıtlarından etkilenen William S. Gilbert ile Sir Arthur Sullivan H. M. S. Pinafore, Mikado, The Pirates of Penzance (Penzance Korsanları) ve Iolanthe, or the Peer and the Peri (Iolanthe ya da Asilzadeyle Peri) gibi ortak yapıtlarıyla bu türe katkıda bulundular.

Aynı dönemde Viyana’da Johann Strauss (Genç) operetle opera arasındaki ayrımı birçok bakımdan ortadan kaldıran Die Fledermaus (Yarasa) gibi daha romantik ve melodik tipte operetler yazıyordu. Yüzyılın sonuna doğru, belki de daha yumuşak olan Viyana operetinin etkisiyle, Fransız operet üslubu daha incelikli ve duygusal ama daha az yergici bir nitelik aldı. Strauss’un Viyanalı izleyicileri, örneğin Oscar Straus, Leo Fall ve Macar asıllı Franz Lehâr ile André Messager gibi Fransız besteciler operetin günümüzdeki müzikale doğru gelişmesine katkıda bulundular.

Avusturya, Fransa, İtalya ve İngiltere’de izleyicinin ilgisinin azalmaya başladığı sırada operet ABD’de gelişmeye başladı. Bu geçiş döneminin bestecileri Victor Herbert, Reginald de Koven ve Sigmund Romberg Babes in Toyland (Oyuncaklar Ülkesinde Bebekler), The Highwayman (Eşkıya), The Student Prince (Talebe Prens), The Desert Song (Çöl Şarkısı) gibi operetleri ABD müzik yaşamına kazandırdılar. ABD’de operet ile müzikal komedinin arasındaki yakınlık değişen görüşlerin, değişen izleyici beğenisinin, toplumsal ve siyasal değişmelerin sonucunda doğmuştur. Bununla birlikte, George Gershwin’in Porgy and Bess’i (1935; Porgy ve Bess), Kurt Weill’in Die Dreigroschenoper’i (1928; Üç Kuruşluk Opera), Rodgers ile Hammerstein’in Oklahomal’si (1943), Jerome Kern’in Show Boat’u (1927; Gösteri Gemisi), Frederick Loewe ile Alan Jay Lerner’in My Fair Lady’si (1956; Benim Tatlı Meleğim), Leonard Bernstein’m West Side Story’si (1957; Batı Yakası’nın Hikâyesi) ve Candide’i (1956), Stephen Sondheim’in Pacific Overtures’u (1976) ve Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street’i (1979) gibi yapıtlar olsa olsa opera seria’nın (ciddi opera) değişik bir türü sayılabilir; bunları komedi olarak nitelemek de oldukça zordur.

Türkiye’de operet. Türk izleyiciler operetle 19. yüzyılın ilk yarısında, İtalyan, Fransız, Alman ve Yunan topluluklarının İstanbul ve İzmir’de sahneledikleri oyunlar aracılığıyla tanıştı. İlk yerli operetleri (örn. Arifin Hilesi, 1872; Köse Kâhya, 1874; Leblebici Horhor Ağa, 1876) Dikran Çuhacıyan besteledi. Çuhacıyan melodi müziğine alışkın Türk halkının kulağını çoksesli müziğe alıştırmak için operetlerinde melodiye ağırlık vermişti.

Belli başlı Türk operet bestecileri arasında Kaptanzade Ali Rıza Bey (İstanbul Efendisi, Macun Hokkası, Fettan Kız, Çapkın Süleyman), Muzıkayı Hümayun’dan Haydar Bey (Pembe Kız, Çengi, Binbirdirek), İstanbul Operet Heyeti’nin kurucusu Muallim İsmail Hakki Bey (Kaşıkçılar), Muhlis Sabahattin Ezgi (Ayşe, Efenin Aşkı vb), Cemal Reşit Rey (Lüküs Hayat, Deli Dolu, Üç Saat vb ) sayılabilir. Günümüzde tiyatrolar programlarına zaman zaman yerli ya da yabancı operetleri almaktaysa da, bu türün 1940’lardan sonra Türkiye’de gözden düştüğü söylenebilir.





Yorum Yazmak İster misiniz?