Pamuk Bitkisi İle İlgili Bilgi

0

Pamuk nedir, pamuk bitkisinin özellikleri nelerdir? Pamuk bitkisi nerede ve nasıl yetişir, yetişen yerler nelerdir, hakkında bilgi.

Pamuk

Pamuk, ebegümecigiller (Malvaceae) familyasından, Gossypium türlerine ve bunların ekonomik açıdan değerli liflerine verilen addır. Tropik ve astropik bölgelere özgü olan pamuk bitkileri ilk kez İO 3000’lerde yetiştirilmeye başladı. Ekonomik değer taşıyan başlıca dört pamuk türü vardır: G. barbadense, G. herbaceum, G. hirsutum ve G. arboreum. Ortalama 1 ile 2 m arasında bir uzunluğa erişen pamuk bitkilerinin, genel özellikleri türe ve çeşide göre değişen üç-beş (yedi) loplu yaprakları ve bazı türlerde dip bölümü mor lekeli olan, sarımsı beyaz renkli çiçekleri vardır. Solmaya yakın pembemsi bir renk alan çiçekler döllenmenin ardından küçük yeşilimsi meyveler verir; koza olarak adlandırılan meyvelerin içinde, yüzeyi sarımsı beyaz liflerle kaplı tohumlar (çiğit) bulunur. Tohumlarla birlikte sık topaklar oluşturan bu lif yığını (kütlü) bazı türlerde meyve olgunlaşıp çatladığında dışarı sarkar ve beyaz bulut kümesini andıran biçimiyle çok güzel bir görünüm oluşturur. Uzunlukları ortalama 2-4 cm arasında değişen liflerin yapısı yüzde 87-90 arasında selüloz, yüzde 5-8 oranında su ve yüzde 4-6 oranında yabancı maddelerden (doğal kirlilikler) oluşur.

Pamuk lifleri, uzunluklarına ve görünüşlerine bağlı olarak kabaca üç büyük gruba ayrılır. Bunların ilkinde, uzunlukları 2,5 ile 6,5 cm arasında değişen, ince ve parlak lifler yer alır. Yetiştirmesi çok zor ve verimi çok düşük olan uzun lifli pamuklar pahalı ürünlerdir; başlıca ince kumaş ve iplik üretiminde kullanılır. İkinci grup, boyları 1,3-3,3 cm arasında değişen orta uzunluktaki liflerden oluşur. Üçüncü grubun içerdiği 1-2,5 cm uzunluktaki kaba ve kısa lifli pamuklar ise halı, battaniye ve kaba kumaşların üretiminde kullanılır; bazen de başka liflerle karıştırılarak değerlendirilir.

Pamuk, ekildiği toprağın nitelikleri açısından çok seçici olmamakla birlikte, en iyi derin, süzek, nemli, alüvyonlu, tınlı, kumlu ve besince zengin topraklarda yetişir. Yıllık sıcaklık ortalamasının 15°C’nin üstünde olması istenir.

Kozaların olgunlaşıp açılmasıyla hasat başlar. Yenidünya pamuklarında lifler kozadan dışarıya sarkar, Eskidünya pamuklarında ise kozadan tümüyle çıkamaz; bunların ilkine açık, öbürüne kapalı kozalı pamuklar denir. Günümüzde daha çok Yenidünya pamukları yetiştirilir.

Pamuk makineyle ya da elle toplanır. Makineyle toplanacağı zaman genellikle yapraklar kimyasal maddeler yardımıyla dökülerek, kozaların eş zamanlı olarak açılması sağlanır. Elle ya da makineler yardımıyla toplanan ürün çırçırlama işleminden geçirilerek lifler tohumlardan ayrılır, yıkanır, açma ve taraklama işlemleriyle tellerinin birbirinden ayrılması sağlanır. Gevşek bir yığın oluşturan taraklanmış lifler uzatma ve düzleştirme işlemlerinden sonra bükülerek ip haline getirilir.

Dünyanın en önemli tarım ürünlerinden biri olan pamuk çok çeşitli amaçlarla kullanılır. İnce kumaştan dantele, yelken bezinden kadifeye kadar çeşitli ürünlere dönüştürülür. Pamuklu dokumalar, genellikle yıkanabilen ve ütülenebilen, çok dayanıklı ve aşınmaya karşı dirençli kumaşlardır; vücut nemini kolaylıkla emip dışarıya verebildiğinden çok kullanışlıdır. Yorgan ve yastık doldurmada, sicim ve lamba fitili yapımında da kullanılan bu üründen yapay ipek, cila ve selüloz sanayisinde de hammadde olarak yararlanılır. Ayrıca yağından kurtarılıp temizlenerek tıpta önemli bir pansuman malzemesi olan hidrofil pamuğa dönüştürülür. Bunların dışında toz bezi, çay poşeti, masa örtüsü, bazı hastane malzemeleri gibi kullanıldıktan sonra atılabilen kâğıtsı ürünlerin yapımında da pamuktan yararlanılır. Pamuğun lifi kadar tohumları da değerli bir tarımsal üründür.

Dünyanın başta gelen pamuk üreticileri eski SSCB, Çin, ABD, Hindistan, Brezilya, Meksika, Mısır, Türkiye ve Arjantin’dir.

Türkiye’de, Çukurova bölgesinde 19. yüzyıl başlarında ilkel yöntemlerle başlayan pamuk üretiminin önem kazanması 1830’lara rastlar. Osmanlı Devleti’ne karşı başkaldıran Mısır valisi Mehmed Ali Paşa’ nın oğlu İbrahim Paşa’nın 1833’te Çukurova yöresini ele geçirmesi, pamuk üretiminin gelişmesi açısından bir başlangıç noktasıdır. Yöredeki egemenliği dokuz yıl kadar süren İbrahim Paşa Suriye ve Mısır’dan, pamuk ekiminde ustalaşmış Siyah işçiler getirtti. Daha yüksek bir verim sağlamak amacıyla Kıbrıs ve Mısır’dan getirttiği pamuk tohumlan Çukurova’da olumlu sonuç vermedi. Türkiye’de önceleri G. herbaceum türünden, kapalı kozalı Eskidünya pamukları yetiştirilirken, 1830’lardan sonra verimi ve lif kalitesi düşük bu pamukların yerini G. hirsutum türünden geliştirilmiş, açık kozalı Yenidünya pamukları almıştır. Başlıca pamuk üreticilerinden olan ABD’de İç Savaş’ ın başlamasından (1861) sonra Çukurova daha da önem kazandı. Bu dönemde Ege Bölgesi’ndeki tarım alanları da pamuk ekimine açıldı. Aynı yıllarda İngiltere ile Fransa, Osmanlı Devleti’nden bazı vergi bağışıklıkları sağlayarak pamuk üretimindeki denetimi ele geçirmeye çalıştılar.

1864’te ilk çırçır fabrikası Fransızlar tarafından Adana’da kuruldu. İngilizler de 1865’te Adana, Mersin ve Tarsus’ta üç çırçır fabrikası açtı. Bir yandan başka pamuk işleme tesisleri kurulurken öte yandan yabancıların gümrüksüz olarak ithal ettiği tarım makineleri Çukurova’ya girmeye başladı. Bu dönemde Çukurova’ya giren Alman sermayesi pamuk üretimindeki denetimi ele geçirebilmek amacıyla üreticilere yıllarca tohum ve araç yardımı yaptı, büyük çiftliklerin kurulmasını özendirdi. Almanlar, Adana’da bir de çiğit fabrikası kurdular. 1913’te Çukurova’da üretilen ve balyalanan pamuğun yüzde 75’ini alan Almanlar, bu pamuğu Mersin limanında gemilere yükleyip Almanya’ya gönderiyordu. Bu yıllarda başlayan Alman-Fransız pamuk rekabeti, I. Dünya Savaşı sonrasında Çukurova’daki üretimin Fransızların denetimine girmesiyle sonuçlandı. Cumhuriyet dönemine gelindiğinde Çukurova’da birçok çırçır, iplik, dokuma, fes ve askeri giyim fabrikası vardı. 1920’lerin sonlarında ekim alanlarında Akala ve Cleveland çeşitleri egemen hale gelmiş, ama günümüzde bu çeşitler yerlerini daha yüksek verimli Deltapine, Coker ve Caroline çeşitlerine bırakmıştır. 1927’de yaklaşık 99 bin hektar olan pamuk üretim alanı, günümüzde 700 bin hektarı aşmıştır.

Verimlilik açısından Antalya, Aydın ve İzmir yörelerine göre geride kalan Çukurova’daki pamuk üretiminde görülen gerilemenin nedeni, 200 yıldır aralıksız ekim yapmanın toprağı yormuş olmasıdır. Türkiye’de pamuk ekim alanlarının yandan çoğu Akdeniz, büyükçe bir bölümü Ege, küçük bir miktarı da Güneydoğu Anadolu bölgelerine dağılmıştır. Akdeniz Bölgesi’nde Adana başta olmak üzere İçel, Hatay, Antalya, Kahramanmaraş illeri ve Gaziantep ilinin bu bölge içinde kalan kesimi, Ege Bölgesi’nde İzmir, Aydın, Manisa ve Muğla illeri, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin ve Adıyaman illeri pamuk tarımının en yaygın olduğu yörelerdir.

Yorum Yazmak İster misiniz?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.