Perikles Kimdir?

0

Perikles (d. İÖ y. 495, Atina – 5. İÖ 429, Atina), Atina demokrasisini geliştiren ve yayılmacılığı en uç noktasına götüren devlet adamı. Atina’yı Yunanistan’ın siyasal ve kültürel odağı durumuna getirmiş, ünlü Atina Akropolisi’ni inşa ettirmiştir.

Perikles demokratik geleneklere bağlı aris-tokratik bir çevrede yetişti. Köklü bir aileden gelen babası Ksanthippos, ünlü Alkmaionlar ailesinden Agariste ile evlenerek siyasete girdikten sonra Alkmaionların başını çektiği kamptan ayrılarak, güçlü ailelere karşı halka dayanmaya çalışan yeni akımın safına geçmişti. Büyük olasılıkla, açtığı bir davayı kaybederek İÖ 484’te sürgüne gönderilen Ksanthippos İÖ 480’de Atina’ya geri çağrıldı ve İÖ 479’da Mykale’ de Perslere karşı Atina kuvvetlerine komuta ettikten kısa bir süre sonra öldü. Damon’dan ders alan ve onun demokrasiyle ilgili görüşlerinden etkilendiği anlaşılan Perikles, sonraki yıllarda Atina’ya gelen sofist düşünürlerle tanıştı. Zenon’un, özellikle de Anaksagoras’m yakın çevresinde yer aldı.
Perikles
İÖ 472’de oyun yazarı Aiskhylos’un Persai (Persler, 1968) adlı üçlemesinin sahnelenmesi için gerekli giderleri karşıladı. Siyasal alanda ise ilk kez İÖ 463’te dönemin önde gelen komutan ve devlet adamı olan Ki-mon’a(*) karşı, Makedonya’yı fethetme fırsatını değerlendirmediği için açtığı davayla öne çıktı. Başarısızlıkla sonuçlanan bu davayı izleyen iki yıl içinde Sparta’yla ittifaka karşı çıkan ve giderek güçlü bir konum kazanan demokrasi yanlılarının lideri Ephialteş’i destekledi. Ephialtes’in ölümünden (İÖ 461) sonra grubun önderleri arasına girdi.

Yunan devletleri arasında İÖ 459’da başlayan savaş sırasında Korinthos Körfezine düzenlenen sefere komuta ederek Akhaları yenilgiye uğrattı, ama daha önemli bazı hedefleri gerçekleştiremedi. Bazı kaynaklara göre, Perslerle savaşmak üzere sürgündeki Kimon’un geri çağrılmasını sağladı. Öte yandan, önerdiği yasalarla demokratikleşme yönünde önemli adımlara öncülük etti. İO 451 ya da İÖ 450’de yurttaşlık hakkını hem ana, hem baba tarafından Atinalılarla sınırlayan bir yasayı kabul ettirdi. Bazı kaynaklarda annesi Atinalı olmayan Kimon’u hedef aldığı öne sürülen bu yasa, büyük olasılıkla Atina toplumunun dokusunu bozabilecek göçmenleri engelleme kaygısından kaynaklanıyordu.

İÖ 451’de Beş Yıllık Ateşkes’i imzalayarak Yunan devletleriyle düşmanlıklara son veren Atina, aynı yıl Kimon’un ölümünden sonra Perslere karşı savaş politikasından da vazgeçti. Bu ortamdan yararlanan Perikles, Atina’nın Yunanistan’daki kültürel ve siyasal önderliğini güvence altına almayı amaçlayan bir politika izlemeye başladı. Atina, Pere Savaşları sırasında kurulan ve Sparta’nın İÖ 478’de çekilmesinden sonra da savaşı sürdüren ittifakın liderliğini ele geçirmiş, ayrıca ittifaka ait hazineyi İÖ 454’te Delos’ tan Atina’ya getirerek bu liderliğini pekiştirmişti. Perelerle yapılan anlaşmadan sonra ittifakın dağılmaması için çalışan Perikles, Perelerin yıktığı Yunan tapınaklarının yeniden inşası, tanrılara sunulacak adakların karşılanması ve denizlerde serbest dolaşım gibi sorunları tartışmak üzere bütün Yunan devletlerini toplantıya çağırdı. Sparta’nın işbirliğini reddetmesine karşın, daha dar temelde de olsa ittifakı ayakta tutmayı başardı. Toplantıda ittifak hazinesine yıllık ödemelerin sürdürülmesi ve hazinenin önemli bir bölümünün Akropolis’in inşasına ayrılması kararlaştırıldı. Daha sonra Part-henon olarak anılan tapınakla altın ve fijdişinden Athena heykelinin yapımına İÖ 447’de başlandı. O güne değin yapılmış en görkemli ve pahalı Yunan yapısı olan Akropolis çeşitli tapınakları ve dev bir propylaia’yı kapsıyordu.

Perikles ittifak hazinesine ödemelerin müttefik kentler arasında yarattığı kırgınlıkları ve tek tük başkaldırıları çözmek için bir koloniler ağıyla Atina’nın denetimini güçlendirme yoluna gitti. Böylece artan Atina nüfusunun yeni toprak gereksinimini karşılama olanağını da buldu. Bu arada Trakya’ daki Khersonessos’un (bugün Gelibolu Yarımadası) alınmasıyla sonuçlanan parlak bir zaferle barbar akınlarına son verdi. Ama Boiotia kentlerinin İÖ 447 ya da İÖ 446’da Atina egemenliğine meydan okuması ciddi bir bunalıma yol açtı. Bunu Atina’nın denizlerdeki egemenliği ve gıda ikmali açısından yaşamsal önem taşıyan Euboia (Eğ-riboz) ile Megara’nın ayaklanması izledi. Bir Sparta ordusunun Attika Kıstağını aşması üzerine hemen harekete geçen Perikles, rüşvet ve görüşmeler yoluyla çatışmayı önledi. Atina’nın anakaradaki topraklarından vazgeçmesi ve denizlerdeki egemenliğiyle yetinmesi karşılığında Sparta ordusu geri çekildi. Bu düzenleme Otuz Yıl Barışı’yla (İÖ 446 kışı-İÖ 445) onaylandı. Anlaşmayla Euboia’yı denetimi altında tutan Atina’nın başlıca kaybı Megara oldu. Bunun anlamı Sparta ordusunun istediği zaman Attika önlerinde boy göstermesiydi. Bu nedenle, Perikles Atina’nın ve Pire limanının savunmasını güçlendirmek amacıyla üçüncü bir tahkimatın yapımına girişti.

Sparta ordusunun çekilmesinden sonra Atina’daki gerginlikler de yumuşadı. Muhalefeti büyük ölçüde saf dışı eden ve art arda seçildiği strategos (komutan) makamının yanı sıra yetenekleri ve dürüstlüğüyle otoritesini kabul ettiren Perikles daha dengeci ve ılımlı bir çizgiye yöneldi. Ama biçimsel olarak demokrasiyi korurken, Atina’yı tek başına yönetmeye başladı. Yürütmenin gücünü her zaman sınırlı tutmaya özen gösteren Ekklesia, Perikles’e istediği her şeyi yapma yetkisini tanıdı. Tarihçi Thukydides Perikles’i değerlendirirken, onun zihinsel yeteneğini öne çıkararak sıkı çalışması üzerinde pek az durur. Buna karşılık Plutarkhos kendi mülkleriyle ilgilenmeyen ve devlet daireleri dışında bir yere gittiği görülmeyen bir Perikles portresi çizer. Ama Perikles’in özel yaşamına ilişkin bazı bilgiler bu portredeki katı çizgileri yumuşatmaktadır. Otuzuna doğru evlendiği karısından anlaşmazlık nedeniyle 10 yıl kadar sonra boşanan Perikles, 50’sine yaklaştığında Miletoslu Aspasia’yla(*) birlikte yaşamaya başladı. Kendi çıkardığı yasaya göre yeniden evlenmesi olanaksızdı, ilk karısından olan oğullarının ikisi de ölünce, Aspasia’dan olan ve kendi adını taşıyan oğlunu meşru vârisi yapmak için özel bir yasa çıkarmak zorunda kaldı.

Perikles döneminde Atina’nın üstünlük kazanmasında tapınak yapımı dışında bazı girişimler de önemli rol oynadı. İÖ 443’te İtalya’nın güneyindeki Thurioi’de, Atinalıların desteğiyle Panhelenik bir koloni kuruldu. Ama bu koloni beklendiği gibi Atina etkisinin sürekli bir merkezi olamadı. Bir başka önemli adım buğday yolunu güvence altına almak amacıyla Karadeniz’e bir filo gönderilmesiydi. Öte yandan Atinalıların insanlığa mısırı ve uygarlığı getirdikleri iddiasını simgeleyen Eleusis Mysterionları daha görkemli bir nitelik kazandı. İÖ 440’ta Atina’nın önde gelen müttefiklerinden biri olan ve büyük bir filosu bulunan Samos (Sisam) başkaldırdı. Samos’a karşı kazanılan zorlu zafer, Perikles’ten sonraki Atinalı komutanların kendi başarılarını karşılaştırdıkları bir ölçü oluşturdu. Bu arada Otuz Yıl Barışı sarsıntıya uğramadan geçerliğini sürdürdü. Ama M.Ö. 430’a doğru, özellikle Sparta’nın müttefiki Korinthos ile Atina arasındaki gerilim artmaya başladı. İÖ 433’e gelindiğinde durum, Atina’nın maliyesini savaşa göre düzenlemesini gerektirecek ölçüde ciddileşmişti. Perikles diplomatik alanda titizlikle davranarak Atina’yı haklı zeminde tutmaya özen göstermekle birlikte kararlı ve sert bir politikaya yöneldi. Bu çerçevede Megaralılara koyduğu ticaret yasağı, Peloponnesos Savaşı’nın( ) (İÖ 431-404) ilk aşamasını hazırlayan bir çatışmaya dönüştü. Perikles’in savaşta izlediği temel strateji Atina’nın denizlerdeki üstünlüğünü kullanmaya dayanıyordu. Bu nedenle Atina’nın kırsal alanını boşaltarak halkı Uzun Duvarlar’ın gerisinde toplama, Sparta ordusuyla karada savaşa girmekten kaçınma, gıda ikmali ve Atina topraklarının güvenliği için deniz kuvvetlerinden yararlanma yolunu tuttu. Ama bu strateji siyasal açıdan zayıflıklar içeriyordu. Atinalılar kırsal alandaki topraklarına oldukça köklü bir biçimde bağlıydı. Topraklarını savaşmaksızın Spartalıların yağmasına bırakmalarını sağlamak çok zordu. Öte yandan kentin aşırı kalabalıklaşması ve yaşam koşullarının kötüleşme-siyle birlikte savaşın ikinci yazında çıkan veba salgını nüfusun dörtte birinin ölümüne yol açtı. Savaşın yarattığı huzursuzlukları dengeleyecek belirgin bir zafer de kazanılamadı. Bunun üzerine Perikles strategos’luktan alınarak para cezasına çarptırıldı. Kısa bir süre sonra yeniden bu göreve seçildiyse de, savaşa ilişkin yeni bir girişimde buluna-madan IÖ 429 sonbaharında öldü.

Yorum Yazmak İster misiniz?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.