Toplumsal Rol Nedir?

0

Toplumsal rol nedir? Toplumsal rollerin özellikleri nelerdir? Anahtar rol nedir? Toplumsal roller hakkında bilgi.

Toplumsal Rol

Toplumda herhangi bir sosyal sisteme katılan kişiler, üniversite profesörü, anne, müşteri gibi bazı konumlara sahiptir. Bu kişilerden beklenen, o konuma uygun davranmalarıdır. Üniversite profesörü, profesör gibi; anne, anne gibi; müşteri ise müşteri gibi davranmalıdır. Statünün kendilerinden beklediklerini yerine getirmelidirler. Belirli bir statüde bulunan bireyden statüsü gereğince, düzenli ve tutarlı olarak yerine getirmesi beklenen davranışa toplumsal rol denir. Statü, bireyin belli biçimlerde davranmasını gerektiren boş bir kalıptır. O kalıba dinamizm kazandıran ise toplumsal roldür. Statümüz, toplumdaki yerimizin neresi olduğunu, rolümüz ise nasıl davranmamız gerektiğini gösterir.

İnsanlar, farklı statülerine göre farklı rolleri benimserler. Örneğin; aynı kişi evde anne, iş yerinde müdür, bir dernekte üye statülerine sahip olabilir. Bu statülerin hepsinin gerektirdiği roller farklıdır. Aynı kişi, bu farklı statülerinin gerektirdiği farklı rolleri oynar.

Her zaman statülerimize uygun davranışlarda bulunmayız. Bunu ya istemeyiz ya da bu elimizden gelmez. Statünün bireyden beklediği davranışlara ideal rol ya da rol beklentileri; bireyin yerine getirebildiklerine ise gerçek rol adı verilir. Örneğin; öğrenci statüsünün bireyden beklediği çalışkan ve dürüst olma gibi özellikler ideal rollerdir. Her öğrenci bu beklentilerin tümünü yerine getiremez. Bireyin yerine getirebildiği rol beklentileri, gerçek roldür.

Toplumun bireye verdiği değere saygınlık (prestij) denir. Saygınlık, kişisel ya da statüsel olabilir. Bireysel saygınlık, toplumun bireye, bireysel özellikleri nedeniyle verdiği değerdir. İyi bir insan olmak, hoşgörülü olmak, yeniliklere açık olmak gibi kişisel özellikler toplumda saygın olmamızı sağlar.

Toplum bireye statüsü nedeniyle de değer verir. Statü nedeniyle elde edilen saygınlık, statüsel saygınlık adını alır. Bireyin ideal rolüyle gerçek rolü birbirine ne kadar yakın olursa, statüsel saygınlığı da o kadar fazla olacaktır. Birçok terzi vardır. Birçok manken vardır. Hepsi terzilik ya da mankenlik statüsünü taşır. Fakat bazıları iyi terzidir, bazıları iyi mankendir. Bunlar, daha çok itibar görür, daha çok para kazanır. Nedeni, statülerinin gerektirdiği rolün gereklerini çok iyi yerine getirmeleridir.

Bazı roller birbirini kolaylaştırır. Buna rol pekiştirmesi denir. Örneğin; bir öğretmenin sınıfta ders anlatması nedeniyle kazandığı anlatım kolaylığı, onun iyi bir ders kitabı yazmasını da olanaklı hâle getirebilir. Çünkü öğretmen, meslek hayatı boyunca öğrencilerin hangi konuları anlamada güçlük çekebilecekleri, nelerin uygulanması ve nasıl bir uslüp kullanılması gerektiğine ilişkin deneyimler kazanmıştır. Dolayısıyla, öğretmenlik rolü, ders kitabı yazarlığı rolünü kolaylaştırır.

Bir bireyden beklenen rolün gerekleri ile bir başka rolün gereklerinin gelişmesi durumuna rol çatışması denir. Örneğin; kendi çocuğunun öğretmeni olan bir babanın mesleğindeki rolüyle babalık rolü birbirini zorlaştırabilir. Baba gibi davranırsa çocuğuna zayıf not vermek istemeyebilir. Öğretmenlik rolü ise bunu yapmasını gerektirebilir ve kişi rol çatışması yaşar.

Bireyin, bulunduğu statüye uygun rolleri yerine getirebilmesi için bu rollerin açık olarak belirlenmiş ve sürekli olması gerekir. Bir rolün açık olarak belirlenmiş olması; bireyin belli bir statü sınırları içinde neyi, nasıl yapacağının net ve anlaşılır bir şekilde ortaya konulmuş olması anlamına gelir. Bu durumda kişi, belli bir statüsüyle ilgili olarak kendisinden ne beklenildiğini tam olarak bilir. Rollerin sürekli olması ise açık olarak belirlenmiş olan rollerin belli bir zaman diliminde devamlılık göstermesi, sık sık değişme-mesidir.

Rollerin açık olarak belirlenmemesi ve sürekli olmaması, bireyin rollerini benimse-yememesine yol açar. Bu şekilde bireyin, rollerine ilişkin beklentilerinin belirsiz, değişken olması ve rolleriyle uyumsuzluk yaşaması da rol çatışmasına yol açar. Bu durumda rol çatışması, bireyden beklenilenin kişiden kişiye değişmesi sonucu oluşur. Örneğin; üretim şefi, ustabaşıdan, işçilerin çalışmalarını kontrol edip hatalı iş yapanları kendisine bildirmesini isteyebilir. İşçiler ise ustabaşıdan, kendilerini korumasını ve hatalarını üretim şefine bildirmemesini bekleyebilir. Bu durumda ustabaşı, aynı statüye ilişkin farklı rol beklentileriyle karşı karşıyadır. Ustabaşı, işçilerin hatalarını üretim şefine bildirmek veya işçilerin hatalarını örtmek gibi roller arasında kalacağı için rol çatışması yaşar. Bu durum da ustabaşının rolünün net ve sürekli olmaması, ustabaşının rollerinden birini benimseyememeslne ve rol çatışması yaşamasına yol açar.

Rol çatışması, bireyde gerginlik ve huzursuzluk yaratır. Bunun giderilmesi için birey, birincil ve ikincil önemde olan rollerini belirlemeli ve çatışmaları ortadan kaldırmalıdır. Ayrıca, roller yerine getirilirken katı bir tutum içinde olmamak, hoşgörülü davranmak da rc çatışmasının getireceği bunalımın önlenmesini sağlar.

Bir kişinin anahtar statüsünün gerektirdiği role anahtar rol adı verilir. Anahtar statüsü başbakan olan bir kadının anahtar rolü başbakan rolüdür. Bu rol, diğer rollerinden önde gelir.

Statü ve rol, toplumlara ve kültürlere göre değişebilir. Örneğin; ulaşım araçlarının henüz yaygınlaşmadığı toplumlarda, ulaşım hayvanlarla sağlandığından nalbantlık, statüsü yüksek bir iştir. Oysa günümüz toplumlarında bu statü yok olmak üzeredir. Bazı ilkel kabilelerde çocuklara bakmak ve ev işleriyle ilgilenmek baba statüsündeki kişiye düşmektedir. Oysa çoğu toplumda bu rol, anne statüsünün bir gereğidir.

Statüler ve onların gerektirdiği davranışlar, değer ve normlarla belirlenmiştir. Bu nedenle; statü, rol, değer ve norm kavramlarının birlikte düşünülmesi gerekir.



Yorum Yazmak İster misiniz?