Türk Edebiyatının Dönemlere Ayrılmasındaki Ölçütler

0

Türk Edebiyatının dönemlere ayrılmasındaki ölçütler nelerdir? Türk edebiyatının dönemleri ve bu dönemlerin özellikleri hakkında bilgi.

Türk Edebiyatının Dönemlere Ayrılmasındaki Ölçütler

Tarih, bir bütün olduğu halde bazı dönemlere ayrılmıştır. Bu ayrım, tarihsel araştırmalarda bir kolaylık sağlamış, tarihin daha anlaşılır ve kolay bir şekilde incelenmesine ve öğretilmesine olanak tanımıştır.

Tarihin dönemlere ayrılmasındaki temel ölçüt, etkileri çok büyük olan olayların gerçekleşmesi, günümüzün değişiyle küresel çapta değişikliklerin yaşanmasıdır. Bu olaylar, tarihin akışını değiştirmiş, bir anlamda tarihsel bir kırılmaya neden olmuştur.

TARİHİ DEVİRLER

İlk Çağ MÖ 3500 – MS 375

Orta Çağ 375 – 1453

Yeni Çağ 1453 – 1789

Yakın Yağ 1789 – ….

Belli bir zaman dilimi içinde çok fazla değişikliğin olmaması, tarih nehrinin olağan yatağında akıp gitmesi, kişilerin yaşamlarını etkileyecek ölçüde önemli değişikliklerin olmaması, belli tarihler arasındaki zaman dilimlerinin aynı tarihsel dönem içinde, değerlendirilmesi sonucunu doğurmuştur. Söz gelimi istanbul’un Fethi’yle Fransız ihtilali’nin gerçekleşmesi arasındaki zaman dilimi içinde kişilerin ve milletlerin, yaşam biçimlerini değiştirmelerine, siyasî, sosyal ve ekonomik açılardan köklü farklılaşmalara gitmelerine neden olacak çok büyük gelişmeler yaşanmamıştır. Ama Fransız İhtilali’yle dünya bir anlamda yeniden şekillenmiş; yeni siyasî, sosyal, ekonomik, sanatsal, felsefî görüşlerle birlikte günlük yaşam da derinden etkilenmiştir. Bu ihtilalin bu kadar önemli değişikliklere yol açıp etkilerinin uzun yıllar devam etmesi, bu uzun yıllar içindeki olayların da birbirlerine benzer nitelikler taşıması, sözü edilen zaman diliminin farklı bir çağ (Yakın Çağ) olarak adlandırılması sonucunu doğurmuştur.

Yukarıda anlattıklarımız, uygarlık tarihini oluşturan sanat, bilim, ekonomi, edebiyat tarihleri için de söz konusudur. Bu anlamda Türk edebiyatını Türklerin kabul ettikleri dinlere ve içinde bulundukları medeniyet dairelerine göre üç döneme ayırarak inceleyebiliriz:

TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERİ

İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı (Destan Dönemi)

İslamiyet Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı (Dini Dönem)

Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı (Modern Dönem)

islamiyet Öncesi Türk Edebiyatı, genel özellikleriyle bir Destan Dönemi edebiyatıdır. Destan Dönemi sözüyle, destanların ortaya çıktığı zaman dilimi kastedilmektedir. Bu dönemde Türkler, daha çok kavmî (ırksal) unsurlar etrafında şekillenen ve başka uygarlıkların etkilerine kapalı bir medeniyet ortamında bulunmuşlardır. Bu ortam, hayatın her alanına yansıdığı gibi hayatla sıkı sıkıya ilişkisi bulunan edebiyata da yansımıştır. Bu dönemin hakim zihniyetini belirleyen temel unsurlar (kavmi özellikler, mitolojik öğeler, olağanüstü kahraman, varlık ve olaylar), o dönemde oluşturulan metinlere de yansımıştır. Kitabımızın ikinci ünitesinde bu konulara ayrıntılarıyla değineceğiz.

İslamiyet Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı, bir Din Dönemi edebiyatıdır. Dinî dönemde hayatın merkezinde İslamiyet vardır. Türkler, İslamiyet’i kabul ederek yeni bir kültür ve medeniyet ortamına girmiş, Türklerden önce Müslüman olan Araplar ve İranlılarla her anlamda etkileşime girerek benzer yaşam şekillerini sürdürmüşlerdir. Bu dönem edebî metinlerindeki tema ve yapıların Arap ve İran edebiyatlarındaki yapı ve temalarla benzerlik göstermesi; İslam dininin, o dönemin zihniyetini şekillendiren temel öge olduğunun kanıtıdır. Kitabımızın üçüncü ünitesinde İslam uygarlığının edebî metinler üzerindeki etkisine ayrıntılarıyla değineceğiz.

Batı Uygarlığı Etkisinde Gelişen Türk edebiyatı, bir Modern Dönem edebiyatıdır. Coğrafi keşifler sonucunda Avrupalıların diğer kavimleri sömürgeleştirip onların bütün maddi varlıklarını talan etmesi, böylelikle Avrupa’da sanata, edebiyata ve felsefeye ilgi duyan, ekonomik sıkıntısı olmayan yeni bir kuşağın oluşması; antik Latin ve Yunan medeniyetlerine olan ilgiyi artırmış, bu dönemlere ait çeşitli edebiyat ve felsefe eserlerinin tercüme edilmesiyle birlikte Rönesans, Reform hareketleri, Aydınlanma Çağı, sanayileşmeyle süreçleri sonunda Avrupa’da dinin yerine akıl kavramı geçmiş ve bireyin dünya ile ilişkisinin ön planda tutulduğu bir dönem başlamıştır. Bu dönem, bir anlamda insanın kul olmayı bırakıp birey olmayı tercih etmesine bağlı olarak gelişen yeni bir zihniyetin şekillendirdiği bir zaman dilimidir. Modern Dönem, Tanzimat Fermanının ilan edilmesiyle birlikte bizim siyasî, sosyal, kültürel ve edebî hayatımızı da belirgin şekilde etkilemiş, yeni kavram ve değerlerin günlük hayata girmesi sonucunda hayat adeta yeniden kurulmuştur.

Tanzimat Fermanı’nın ilanı -fermanın başlangıcındaki gerekçeler her ne kadar farklı şekilde ortaya konmuşsa da-aslında Türklerin İslam medeniyetiyle ilişkilerinin azaltılıp yeni bir uygarlığa, temelinde antik Yunan ve Roma felsefesinin bulunduğu bir medeniyet ortamına girilmek istenmesinin ilk kez resmî ağızlardan ifade edilmesi bakımından son derece önemlidir. Bu süreç Türkiye’nin AB’ye girmek istediği günümüzde de devam etmektedir.

Türk edebiyatının şu an içinde bulunduğu zaman dilimi, Modern Dönem’in belirgin özelliklerini yansıtmaktadır. Orhan Pamuk’un Modern Dönem’in en önemli edebî metinlerinden olan roman türünde yazdığı eserlerle Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanması, bu durumun kanıtıdır.

Aynı dili konuşan, aynı toplumda bulunan insanlarda farklı sanat ve edebiyat zevklerinin oluşması, olağan karşılanmalıdır. Bu durum, her anlamda çeşitliliğin ve seçeneklerin arttığı günümüzde daha belirgin bir şekilde gözlemlenebilir. Söz gelimi çevremizdeki insanlara müzikle ilgilenip ilgilenmediklerini sorduğumuzda hemen hemen herkesin müzikle az ya da çok ilgisi olduğunu gösteren cevaplarla karşılaşırız. Kimi, amatör ya da profesyonelce müzikle ilgilenir, kimi de sadece dinlemekle yetinir. Ama müzik herkesin hayatında bir şekilde vardır. Fakat bu müzik tarzları, birbirinden farklıdır. Kimi sanat müziği, kimi halk müziği, kimi pop müzik vb. kimi de bunların birkaçıyla ilgilidir. Kişilerin farklı müziklerle ilgilenmeleri doğaldır. Çünkü onların doğuştan getirdikleri genetik özellikleri, aldıkları eğitim, yetiştikleri çevre ve deneyimleri; o kişilerin hayata, sanata, müziğe bakış açılarını da etkilemiştir. Dolayısıyla bir Anadolu köylüsünün pop müzik yerine halk müziğinden hoşlanması; modern zamanların yaşam tarzını özetleyen geleneksizlik, hız, tüketim gibi kavramlarla yaşamını şekillendirmiş bir gencin de dingin bir yaşam tarzının tınılarıyla donanmış sanat müziği yerine pop müzikten hoşlanması olağan karşılanmalıdır. Çünkü kişilerin beğenileri, onların kimliklerinin iz düşümüdür.

Kişilerin müzik konusundaki tercihlerini belirleyen unsurlar edebiyat için de söz konusudur. Türk edebiyatında aynı kaynaktan çıkıp farklı yataklarda akan, kimi zaman suları birbirine karışan kardeş nehirler olarak algılanması gereken divan edebiyatı ile halk edebiyatı arasındaki farlılıkları da bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Aslında bu durum yalnızca Türk edebiyatı için söz konusu değildir, yani bütün dünya edebiyatlarında bir yüksek zümre edebiyatı bir de halk edebiyatı vardır. Çünkü her toplumda içinde bulundukları ortam gereği zevkleri ve yaşam biçimleri farklılaşmış bir yüksek zümre bir de sıradan insanlardan oluşan halk kesimi vardır.

Yorum Yazmak İster misiniz?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.