Van’ın Güzellikleri İle İlgili Yazı

0

Van şehri, Van şehrinin tarihi, güzellikleri, Van sevgisi ile ilgili yazı. Van hakkında yazı.

Van

Şehir Urartulardan kalmadır. Urartuların başkenti olan Van’ın o zamanki adı Tuşpa idi. Van’ın tarihi MÖ 7000 yıllarına kadar uzanır. Şehri ilk kuran Asur Kraliçesi Semiramis’tir. Bu bölgeye önce Hurriler yerleşmişlerdir. Urartular zamanında şehir bir imparatorluk merkezi haline gelmiştir. Urartulardan sonra şehre Medler, Persler, Büyük İskender, Ermeniler, Partlar, Romalılar, Sasaniler ve Bizanslılar hakim olmuştur. M.S. 675 yılında Müslüman Araplar şehri fethetmiş, daha sonra şehre yine Bizanslılar, bunları yenen Selçuklular ve sonra İlhanlılar, Celayirliler, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safeviler ve en sonunda Osmanlılar hâkim olmuştur. I.Dünya savaşı sırasında Rusların elinde bulunan Van, Osmanlının 4.kolordusu tarafından 2 Nisan 1918’de yeniden alınmıştır.

1893 yılı Osmanlı nüfus sayımına göre Van’da yaşayan kişi sayısı 51.149 kişidir. Bunların büyük çoğunluğu (%64,6) Ermenilerden oluşmaktadır (33.053 kişi). Van’daki Osmanlı nüfusu ise toplam 18.096 kişiydi ve nüfusun %35,4’ü Müslümanlardan oluşmaktaydı. Yüzyıllar boyu Van’da Ermeniler, Kürtler, Türkler, Acemler, Azeriler bir arada kardeşçe yaşadı. Van kardeşliğin harman olduğu bir yerdir. Kardeşlik için kan bağına gerek olmadığı düşüncesini tüm dünyaya göstermiştir asırlarca…

Van’ı anlatırken saydığımız onca Uygarlık, Van’ın ne kadar çok medeniyete ev sahipliği yaptığını, Van’da ne kadar çok topluluk yaşadığını ve her bir kavmin de Van’a bir şeyler kattığını bizlere göstermektedir. Van tabiri caizse medeniyetlere beşiklik yapmıştır.

Ahmet Arif, güzel bir şiirinde sanki Van’ın tarih koridorunda yaptığı yolculuğa değinmek istercesine:
Binlerce yıl sağılmışım,
Korkunç atlılarıyla parçalamışlar
Nazlı, seher-sabah uykularımı
Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
Haraç salmışlar üstüme.
Ne İskender takmışım,
Ne şah ne sultan
Göçüp gitmişler, gölgesiz!
Selam etmişim dostuma
Ve dayatmışım…
Görüyor musun?
Van ne sultanlar, ne şahlar, ne beylikler gördü; ne savaşlara tanıklık etti; ne doğal afetlerle ağladı, ne yürekler yandı, ne çığlıklar yükseldi, ne sevinçler tattı, ne aşklar gördü Ahh Tamara diyerek serin sularda son bulan aşklar…

İnsan doğayla yaşar, doğayla bütünleşir ve de doğayla olan etkileşiminden dolayı oranın doğasının özeliklerini taşır. Doğası gereği hırçındı bazen, sertti, cesur ve de mertti… Erek dağı kadar yüce, Van gölü kadar engindi insanlarının yüreği.

Müks’ün bağrında yetişmiş olan Feqiyê Teyran, rivayet edilir ki kuşların dilini öğrenir ve Zümrüt-ü Anka’nın sesini duymak için yollara düşer. Şiirlerini Zümrüt’ü Anka’yı ararken söyleyen şairin şiirleri dilden dile aktarılarak günümüze dek ulaşır. Doğa sevgisini en içten anlatan Feqiyê Teyran, şiirlerinde doğa sevgisini işler. Hayatı efsanelerden örülmüş bir şair, Feqiyê Teyran, tabiatın anlatıcısıdır. Bu yüzdendir ki ona kuşların sultanı, padişahı, kralı denmez de öğrencisi denir Kuşlarla konuştuğu söylenir Onların dilinden onlara seslenmiş, onlara şiirler yazmış, onlarla kendini bir tutmuştur…

Van’da birliktelik çok önemlidir. Dayanışma, insanlarının vazgeçilmezidir. Van kahvaltı kültürü, mahalli halkın kendi arasında yardımlaşma ve misafirperverliğinin en güzel özelliklerinden birisini oluşturur. Van kahvaltısı denince de otlu peynir gelir aklına insanın. Çocukken Van’da sıkça bulunmuş olan Yılmaz Erdoğan bir şiirinde Van kahvaltısını ve otlu peyniri unutmamış dizelerinde çok güzel anlatmıştır.

Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
Ben seninle bir gün Van’daki bir kahvaltı salonunda
Ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim…

Van zorlu koşullara sahip bir coğrafyanın incisidir. Dağlarının dorukları gökleri okşar, her dem beyaz perçem bağlamış analar gibi görkemli ve de bereketlidir dağları. Düşmana geçit vermez, dosta bağrını açar dağları. Ahmed Arif yine güzel bir şiirinde dağlarından bahseder Van’ın…

Bu dağ Mengene dağıdır
Tanyeri atanda Van’da
Bu dağ Nemrut yavrusudur
Tanyeri atanda Nemruda karşı
Bir yanın çığ tutar, Kafkas ufkudur
Bir yanın seccade Acem mülküdür
Doruklarda buzulların salkımı
Firari güvercinler su başlarında
Ve karaca sürüsü,
Keklik takımı…
Van kucak açar her dilden, her milletten, her dinden insana…

Yorum Yazmak İster misiniz?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.